Aldatma

Aldatma kelimesi sözlükte ‘’ kandırmak,dolandırmak,kazıklamak yani zarar vermek’’ gibi eylemlerin yanı sıra ‘’ eşine karşı sadakatsizlik etmek ‘’ anlamında da kullanılır. Burada kullanılan sadakatsiz kelimesinin gerçek amacı bir kişinin karısı veya kocası gibi beraber olduğu kişi dışında başkası ile cinsel ilişkiye girmesidir. Yani günümüzde evlilik dışı ilişki anlamında kullanılır.

4.5 milyar yaşındaki dünyada son 1 milyon yıldır homo sapiensler ortaya çıkmıştır. Son 5-6 bin yıldır dünyada antik çağlardaki ilkel köleci ve daha sonra feodal toplum düzenleri yerleşmiş ve beraberinde erkek egemen değer yargıları benimsenmiştir. Ama bu tarihe kadar belki de 1 milyon yıldır kadınlar ile erkekler eşitti. Hatta soyağacı kadınlar üzerinden sürdürüldüğü için anaerkil aile sistemi yürürlükteydi. Emeğin üretkenliğinin artması ve ilkel köleci toplumların kurulmasıyla beraber erkekler kadınlar üzerinde egemenliğini ilan etmiştir. Ortaya çıkan bütün tek tanrılı dinlerde de bu toplum düzenine uygun olarak erkeklerin karıları üzerinde hakimiyeti kabul edilmiştir. Hatta bu konuda bir örnek olarak Kur’an-ı Kerim de Nisa suresinde ‘’ …….hoşunuza giden başka kadınlar ile iki,üç ve dörde kadar evlenebilirsiniz…’’denir. (9)

Görüldüğü gibi bu kurallara göre eğer bir erkek isterse dört kadınla evlenebilir ayrıca cariyeler de olabilir. Elbette bir kadının böyle bir hakkı olamaz. Ayrıca evleninceye kadar kadınların bakire olarak kalmaları ve evlendikten sonra da kocasının dışında kimse ile beraber olmaması kuralı da neredeyse tüm toplumlar tarafından benimsenmiştir. Soyağacı artık erkek üzerinden ele alınıyor ve erkek de mirasını sadece kendi çocuğuna bırakmak istediği için karısının başka erkekler ile beraber olmasını yasaklıyor. Diğer yandan gerek antik çağda ve Roma’da , gerekse Osmanlı İmparatorluğu ve Avrupa Krallıklarında sosyal ve ekonomik olarak güçlü durumdaki erkekler cinselliği genellikle çok karılı ve özgür bir şekilde yaşamıştır. İnsan doğasına çok da uygun olmayan toplum kuralları zorlamayla sahnede uygulansa bile kuliste yaşamın gerçek kuralları uygulanır. Ortaçağ Avrupasından kesitler sunan Dekameronun Öyküleri ve doğu klasiklerinden Binbirgece Masalları bizlere bu konularda önemli ipuçları verir. Özellikle Binbirgece Masalları pornografi sınırlarını zorlayan ilginç öykülerden oluşur. Bilindiği gibi şarkı,türkü,mit ve efsaneler ile öykü ve masallar o toplumun bir şekilde yansımasıdır. Bu varsayımla söz konusu eserleri inceleyince tarihte özellikle üstdüzeydeki kadınların cinselliği erkeklerden hiç de aşağı kalmadan her türlü kuralların ötesinde yaşadığını kabul etmeliyiz.

Antik çağdaki cinsel adetler konusunda Heredot’da ilginç uygulamalara rastlıyoruz. ‘’……Babillilerin adeti ; her kadın ömründe bir defa Afrodit tapınağına oturmalı ve kendisini yabancı birine vermelidir. Bu duvarlar içersine girip oturan kadın bir yabancı gelip de tapınağın dışında onunla çiftleşmek için dizleri üzerine para atmadıkça evine dönemez…..’’ (13)

Seneler önce Eskimolar ile ilgili bir Amerikan filmi seyretmiştim. O toplumdaki adetleri göstermesi bakımından adeta bir belgesel gibiydi. Eskimonun buzdan kulübesine bir Amerikalı misafir oluyor. Eskimo karı koca Amerikalıya sevgi ile yaklaşıp çeşitli fedakarlıklarda bulunuyorlar ve yatacakları zaman da adam Amerikalıya ‘’ karım senin yanında yatsın ‘’ diyor. Yani karısını ikram ediyor. Amerikalı bunu kabul etmeyince de bu davranışı çok kabaca buluyor ve öfkeleniyor. Günümüzde de bir çok kişi aynı Amerikalı gibi o eskimonun davranışını ilkel ve sapıkça bulabilir. Oysa son 5-6 bin yıldır dünyada cinsel yaşam ile ilgili adetler, kurallar hep değişmiş ve farklı farklı kurallar uygulanmıştır. Elma kurdu gibi davranıp bu kurallardan bazılarını mutlak doğru olarak savunabilirsiniz. Herkesin inanışına tabii ki saygı duyuyoruz. Ama burada aldatma konusunu geniş bir bakış açısı ile ele almalıyız. Evlilik dışı ilişkiler ilk defa günümüzde ortaya çıkmamış. Dün de olmuş,bugün de oluyor eh yarın da olacağını tahmin edebiliriz. Yaygınlığı konusunda da bence tam ve doğru rakamlar elde etmek mümkün değildir. Ama Kaplan’a göre 1994 de ABD toplumunda yapılan bir araştırmaya göre ‘’ evli kadınların % 85i ve evli erkeklerin % 75 i eşlerine sadıktır. ‘’ (12)  ABD toplumunda veya ülkemizde bu ve benzeri rakamlara bence güvenemeyiz. İnsanların bu konularda anket yapan bir araştırmacıya dürüstçe doğru olanları anlatacağına hiç inanamam. Dolayısıyla bu konuda benim inançlarım bir çok kişinin inandıklarına pek uymaz. Ben geçmişte ve günümüzde evlilik dışı ilişkilerin çok yaygın olduğuna inanıyorum. Ancak bu konuda herhangi bir yerde konuşursanız özellikle bir çok kadın, erkeklerin daha çok çapkınlık yaptığını savunur. Elbette çok yanlış bir düşünce. Toplumda en azından çapkınlık yapan erkek kadar çapkınlık yapan kadın vardır. Şüphesiz ki erkekler bu çapkınlığı Marslı veya Venüslü kadınlar ile yapmıyorlar. Bence sadece küçük bir fark var. Erkekler bir defa yapın ca beş defa anlatıyorlar. Kadınlar ise beş defa yaptıktan sonra birini ya anlatır ya da hiç anlatmaz. Bir tarihte gazetenin biri bu görüşümü manşetten haber yapmıştı. ‘’Dr. Hüsnü Uçar evli kadınların daha çapkın olduğunu söylüyor’’ diye başlık atmıştı. O günlerde Yeşiller Partisinin lokali yeşil evimiz vardı. Akşam oraya gittiğimde bir bayan arkadaş lafla sataşmaya başladı. ‘’ Hüsnü ne saçmalamışsın öyle ’’ dedi. Ben de o bayan arkadaşın evli iken olan bazı durumlarını biliyordum. ‘’ Eee doğru değil mi yani? ‘’ dedim. Bayan arkadaş sağına soluna baktı ve ‘’ Yani doğru olmasına doğru da sen ne söylüyorsun herkesin bilmesi şart mı?’’ dedi.

Yine bir tarihte sevgilisi tarafından aldatıldığı için depresyona giren genç bir erkek gelmişti. Delikanlıya çok sevdiğim bir kitap olan Sinan Akyüz’ün  ‘’Etekli İktidar ‘’ kitabını tavsiye ettim. Bu kitabı herkese önerebilirim. Kadınların çapkınlıklarını ve erkekleri nasıl parmaklarında oynattıklarını anlatıyor. Delikanlı tekrar kontrole geldiğinde gülüyordu. Kitabı işyerinde okurken bir bayan arkadaşı görmüş. Ve ‘’ nee bu kitap bir erkeğe tavsiye edilmeyecek kadar tehlikeli ‘’demiş. Sonra da beraberce güldük. Delikanlı da aldatılanın sadece kendisi olmadığını görüp rahatlamıştı.

Fıkra bu ya gemi batınca sadece bizim Temel ve AngelinoJolia kurtulup bir adaya çıkmışlar. Eh adada sadece ikisi olunca da doğal olarak sık sık beraber olmuşlar. Ama bir süre sonra Temel biraz durgunlaşmış adeta isteksizleşmiş. Tam bu sırada içinde çeşitli kıyafetlerin olduğu bir sandık sahile vurmuş. Bunun üzerine Temel de Angelino’ya bir fantazisinin olduğunu söylemiş. Angelino da ‘’ peki yapalım nasıl bir fantezi ‘’ demiş. Temel Angelino’ya ‘’ şu pantalonu  giy, gömleği yeleği de giy. Saçlarını da kasketin altına topla…Sen şimdi, mesela İdris oldun tamam mı? ‘’demiş. Angelino da bir şey anlamamış ama ‘’ Tamam ben İdris’im ’’demiş.  Bunun üzerine Temel çapkın çapkın gülmüş.Sigarasını derin bir şekilde üfleyerek kolunu İdris’in üzerine koymuş ve  ‘’ Ulan İdris 20 gündür Angelino’yu bir becerirem bir becerirem ki….’’demiş.

Sağa sola anlatıp övünmek için çapkınlığı erkekler biraz daha fazla yaparlar. Hatta bazen daha da ileri gidip seviştiği kişiyi filme alıp başkalarına gösterme durumları da olabiliyor. Bu gibi davranışlara özellikle özgüven sorunu olan veya eşcinsel eğilimlerini inkar etmeye çalışanlarda daha fazla rastlayabiliriz. Adeta ‘’ bende eşcinsellik yok, bakın kadınları nasıl da beceriyorum’’ demeye çalışmaktadırlar. Karısı ile hiçbir sorunu olmadan sadece kompleksleri nedeniyle çapkınlık yapan bir çok erkek vardır. Yani karısını aldatıyor ama bu davranışın nedeni asla karısı değildir. Esas neden iç dünyasındaki kendisinin de farkında olmadığı çeşitli ruhsal çatışmalardır.

Aslında her insanın ruhunda bir rahibe ve bir fahişe vardır. Ruhumuzdaki rahibe bize ‘’ Daima terbiyeli davran. Karına/kocana sadık ol. Eşinden başka kimseye yan gözle bakma. Seks duyguları ile çılgınca şeyler yapma ‘’ der. Bu arada ruhumuzdaki fahişe ise ‘’ Sadakat da neymiş,boşver terbiyeli olmayı. Canın ne istiyorsa yap gitsin. Unutma ki bir suç duyulmadıysa görülmediyse günahı da zaten bağışlanmıştır ‘’ der. Ruhumuzdaki bu fahişe ve rahibenin diyalektik birlikteliği bazen bir denge içindedir bazen de değildir. Örneğin bazı insanların ruhundaki rahibe çok güçlüdür. Cinsel konulardan çok uzak durmuştur ve çok muhafazakardır. Cinselliği ayıp ,günah ve ihmal edilebilecek düzeyde önemsiz bir şey gibi algılar. Rahibelik yanı ağır basan bir kadın genellikle evleninceye kadar kimse ile bir cinsellik yaşamaz. Böyle bir kadının kocasını aldatma olasılığı çok zordur. Sadakat ve aldatma konusunda çok duyarlı erkekler özellikle böylesi kadınları tercih ederler. Bir kız çocuğunun ailesinden ve çevresinden gördüğü baskıcı ve muhafazakar eğitim rahibelik eğilimini teşvik edebilir. İnsan psikolojisiyle ilgili matematikteki iki kere ikinin dört ettiğini söyler gibi kesin yorumlar belirtmek mümkün değildir. İnsanın genleri ile gelen eğilimleri çevre etkisi ile yoğurularak kişiliğini oluşturur. Sonuçta rahibelik yönü güçlü bir kadının oluşması bünyesel ve çevresel etkenlerin bir sentezidir.

Aynı şekilde ruhundaki rahibe yanı ağır basan erkekler de genellikle mazbut ve muhafazakardır. Evlenmeden önce veya evlendikten sonra başka bir kadına yan gözle bakamazlar. Karısını aldatma ihtimali çok düşüktür. Eğer böyle bir erkeğin aldatma eylemi olursa genellikle esas itici güç karşı taraftaki kadındandır. İlk aşkı olan babasına bağlılığını sağlıklı bir şekilde aşamamış yani ödipal sorunu olan ,bu nedenle kendisinden yaşlı erkeklere ilgi duyan fahişelik ruhu güçlü bayanlar böylesi muhafazakar erkeklere kanca atmaya bayılırlar. Amaç erkeği elde edip boşanmasını sağlamaktır. Hayatında ilk defa evlilik dışı ilişki yaşayan bu konumdaki bir erkek aslında bir kurbandır. Bu konu hemen hemen benzer şekilde ‘’ Öldüren Cazibe ‘’ diye bir Amerikan filminde işlenmişti. Adamın karısı ile beraberliği aslında gayet iyi. Ama karısının olmadığı bir akşam tabii ki şeytanın teşviki ile oldukça güzel bir kadın ile beraber oluyor. Ancak daha sonra başına gelmeyen kalmıyor. Filmin ikinci yarısı adeta korku polisiye şekline dönüşüyor. Yaşamda da böylesi durumlara çok sık rastlayabiliyoruz. Seneler önce muayehaneme danışmaya genç bir bayan geldi. 26 yaşında 10 ay önce doğumyapmış ve oldukça güzel bir kadındı. Bir gün önce kocasının sekreteri ile ilişkisini bir telefon ile öğrenmiş ve danışmaya gelmişti. Bu gibi durumlarda ilk önce kadına gerçek isteğinin ne olduğunu sorarım. Kadın kocasını seviyordu ,intikam peşinde değildi ve kocası ile yeniden mutlu, huzurlu yaşamak istiyordu. Diğer yandan evlilik ilişkileri zaten kötü değildi. Adam karısını zaten seviyordu. Görüşmemizden sonra kadın kocasına karşı çok daha güzel ve çok daha ilgili davranmaya başladı. Karı koca arasındaki romantik bir geceden sonra adam sanırım biraz da suçluluk duyguları ile karısına başka bir ilişkisi olduğunu itiraf ediyor. Kadın adamın hiç ummadığı bir tepki veriyor. Kadın adama onu çok sevdiğini ve çok önem verdiğini söylüyor. Kaybetmek istemediğini ve bu kaçamağında üzerinde durmayacağını ifade ediyor. Bundan sonra olup bitenleri kolaylıkla tahmin edebilirsiniz. Patronun sevgilisi (sekreteri)patronunun boşanmayacağını öğrenince sekreter çok büyük sorunlar çıkardı. Sonuçta adam çapkınlık yaptığına yapacağına pişman oldu. Her aldatma illa da evliliğin sonu değildir. Eğer gerçekten her aldatma boşanmaya gitseydi evli insan sayısı çok azalırdı. Bu vaka örneğinde görüldüğü gibi bilinçli ve akıllıca davranışlar sonucu belirler.

Bazen de ruhumuzdaki fahişe daha ön planda olabiliyor. Böyleleri çocukluk çağlarından itibaren cinselliğe daha yatkındır. Cinselliği çok erken yaşlarda yaşayabilir. Hatta ilkokul çağlarında kendi yaşıtları ile veya kendisinden büyük birisi ile yakınlaşmalar olabilir. Mastürbasyon erkenden öğrenilir. 13-15 yaşlarında ilk cinsel birleşmeler gerçekleşebilir. Çocuk eğitiminde herhangi bir konuda ailenin aşırı baskı göstermesi daima zıt yönde bir teşvik gibi olur. Cinsel konularda aşırı baskıcı eğitim onun bu konulara daha fazla eğilmesine yol açabilir.

İçindeki fahişelik ruhu güçlü olan erkeklere kimi zaman çapkın, hovarda, zampara denilirken kimi zaman da sadece fahişe erkek de diyebiliriz. Çok çeşitli etkenler bir erkeğin fahişeliğini tetikleyebilir. Ama hiçbiri de mutlak değildir. Anneyi babadan çok daha fazla seven bir erkek çocuğu rol modeli olarak anneyi örnek alabilir. Ayrıca çok fazla kadının olduğu ortamda büyüyen erkekler çocukluklarında kadınları idare etmeyi, kullanmayı öğrenirler. Büyüyünce de aynı teknikleri rahatça kullanabilirler. Örneğin 12-14 yaşlarında yetişkin bir kadın tarafından baştan çıkarılan ve cinsellik konusunda eğitilen erkekler daha sonra da aynı tempoda devam edebilirler. Kimi zaman da erkeğin bilinçdışı aşağılık kompleksi ve eşcinsel eğilimi olabilir. Adeta her becerdiği kadın ile içindeki eşcinsel eğilimi inkar etmiş olur. Baştan çıkarıp becerdiği her kadın ile kendisine daha fazla güveni artar ve rahatlar. Böylesi erkekler hangi ortamda olursa olsun kadınlara çok dikkat ederler. Kadınlara karşı daima ilgili ,anlayışlı ve baştan çıkarıcı davranırlar. Kendisine de daima özen gösterir. Saçı,traşı,kokusu,giyimi,oturuşu kalkışı ,kullandığı saat veya arabası hep özenlidir. Kadınların çoğunluğu da böylesi erkeklere daha ilgili davranır. Kadın ruhundan çok iyi anladıkları için kadınları etkileyip baştan çıkarmak bu tip erkekler için bitmeyen bir senfonidir. Çevresinde de becerilmeyi bekleyen ne çok kadın vardır.Böyle bir erkeğin yanında canınız hiç sıkılmaz. Kadınları eğlendirmesini çok iyi bilirler. Onun bir kadını tavlaması gerekmez kadınlar onun üzerine atlar. Eh o da ne yapsın mecburen bir şeyler yapar. Kadınlar böyle erkeklerden çok hoşlanır. Bazı kadınların en büyük akılsızlığı da böyle bir erkekle evlenip onu evine sadık ,mazbut ve muhafazakar bir koca yapmaya çalışmaktır. Bazen böylesi fahişe ruhlu erkekler evlenebilir. Ama tabii ki fahişe ruhlu bir kadın ile asla evlenmez.  Elbette ufak tefek kaçamakları daima devam eder. Bütün kadınları mutlu etmeye çalışır ama bir çok zaman karısını da iyi mutlu eder. Eğer evlendiği kadın biraz mazohistlik yani çile çekmeye yatkın bir kadınsa evlilik epey uzun ömürlü olabilir.    

Sanırım fahişe ruhlu kadınların oranı aslında epey fazladır. Elbette her kadının içinde bir fahişe vardır. Kiminin fahişesi çok yüzeyseldir kimininki  de epey derindedir. Sevimli,sempatik,civelek,fingirdek ve karşısındaki kişinin ruhunu gıdıklayıcı davranış kız çocuklarının bir çoğunda vardır. Adeta bir çok kadın çocukluğundan itibaren erkekler dünyası ile  dövüşerek mücadele etmek yerine erkekleri okşayıp sırtına binerek kullanmanın daha cazip olduğunu keşfediyor. Kız çocuklarının sevimlilik ile tavladıkları ve kullandıkları ilk kişi babalarıdır. Eğer bir  taktik çocuklukta işe yarıyorsa yetişkinlikte neden kullanılmasın ki? Bilindiği gibi kız çocukları babalarına aşık olmakla beraber anneyi rol model olarak örnek alırlar. Ama eğer anne çok itici ise , bakımsız ,aşırı kilolu ,olumsuz ve antipatik bir anne olabilir. Bu durumda kız çocuğu belki de babasının ilgi gösterdiği diğer kadınları örnek alır. Sevimli ,seksi,sempatik olmaya çalışır. Böyle olduğu zaman bütün erkekler ona ilgi gösteriyordur. Diğer yandan aynı erkeklerdeki  bastırılmış eşcinsellik gibi kadınlarda da cinsel ilgi eğilim yetersiz olabilir. Bu tip kadınlar alttaki gerçek eğilimin tam tersi gibi sekse aşırı düşkün bir imaj içinde olabilir. Üniversitede öğrenci olan güzel kızımız sabahtan biri ve öğleden sonra başka biri ile beraber oluyordu. Elbette bu durumu kim görse amma da hiperseksüel derdi. Ama gerçek 10-15 sene sonra ,evlendikten epey sonra ortaya çıktı. Ayda bir seks yapıyor ve hiç zevk almıyordu. Yani büyük bir ihtimalle gençliğinde de iç dünyasında aseksüel ve çok soğuk bir kadın vardı.Fahişe ruhlu kadınlar daha çocukluğundan itibaren kendisini belli eder. Yürüyüşü,oturuşu ,kalkışı ,kokusu ve giyimi ile ben burdayım der. Kendisine karşı daima özenlidir. Daima kıvamında bir teşhircilik vardır. Dantelli kilodu ince kumaştan eteğin üzerinden farkediliyordur. Ama tabii o hiiiç farkında değildir. Kıyafetinin rengi ile iç çamaşırlarının uyum içinde olmasına çalışır. Hangi ortama girerse girsin farkında olmadan ilk önce erkeklere şöyle bir bakar. Adeta davranışlarıyla ‘’müsait bir erkek var mıdır?’’ der gibidir.

Seneler önce genelevden gelen bir hastam vardı. Böyle bir yola nasıl girdiğini sormuştum. O kadın da kendisinin genç kızlığından itibaren böyle olacağını tahmin ettiğini, yani tuzağa düşürülerek filan değil kendi isteği ile girdiğini söyledi. Hatta 17 yaşında kendi bekaretini ilk defa bir emlakçıya bir arsa karşılığında sattığını söyledi. Ve yaptığı işten memnundu. (elbette genelevlerdeki tüm kadınlar için böylesi bir örnek uygun olmayabilir.      

40 yaşlarında bir kadın. Kocası zengin,güçlü,kibar,cömert ve cinselliği iyi bir erkek. ‘’ beni yatakta daima orgazma ulaştırır’’ diyordu. Ama 20 yaşlarında sevişmesini bile tam bilmeyen bir delikanlı ile arada bir takılıyor. Neden acaba? ‘’ben güzel miyim,beğeniliyor muyum? Arzulanıyor muyum? Benden tahrik oluyor mu? Beni istiyorlar mı? ‘’ gibi sorular bir çok fahişe ruhlu kadında vardır. İşte bu aşağılık kompleksi yani ‘’ beğenilmiyorum, istenmiyorum, çirkinim ‘’duyguları hiç de hoş değildir. Dolayısıyla davranışları ile konuşması,oturması,kalkması,yürümesi ile ‘’beğenildiğini ,arzu edildiğini ,istendiğini ‘’ görmek ister. 40 yaşındaki bir kadın 20 yaşındaki bir delikanlının penisinin uyarıldığını hele hele üst üste uyarıldığını görmekle bedenen tatmin olmasa da ruhen tatmin oluyor. Fahişe ruhlu kadınlar genellikle sempatik ve çekicidirler. Aldatılma konusunda çok duyarlı olan yani asla aldatılmak istemeyen erkekler elbette böyle bir kadınla evlenmeye yanaşmaz. Ama erkeklerin büyük çoğunluğu böyle kadınlar ile hovardalığa itiraz etmezler. Fahişe ruhlu kadınlar da genellikle bencil oldukları için aynı şekilde kullanabileceği erkekleri bulurlar. Artının eksiyi çekmesi gibi mazohist olanlar da sadistleri çeker. Veya yaşantısını almak üzere programlamış bencil kadınlar da özverili, fedakar erkekleri bulurlar.

Bir karı koca çeşitli nedenlerle ayrılıyorlar. Yani 5-6 ay ayrı yaşıyorlar.  Bu arada kadın arada bir kocası ile telefonda konuşurken hiç de boş durmuyor. Yani cinsel bakımdan bu dönemi dolu dolu geçiriyor. Ben de psikiyatrist olarak bu durumu biliyorum. 6 ay sonra kocası ile tekrar barıştı. Ancak bu arada kocasının da ufak bir kaçamağı olmuş. Kadın çok aşırı bir reaksiyon gösterdi , ortalığı birbirine kattı. Seans sırasında ben de bu bayan hastama geçmişi ile ilgili ‘’ o sıralarda sen de pek boş durmadın ki niye bu kadar öfkelisin’’ dedim. Kadın bu yüzleştirilmekten dolayı sanırım bana kızdı ve kesin bir şekilde ‘’ olsun o başka ama ‘’dedi. İşte bu tipik bir davranıştır.

Aldatma veya aldatılma durumlarında insanların çok çeşitli tepkileri vardır. Herkes için geçerli tek bir tepki yoktur. Kırk yılda bir aldatma olayı cinayetle sonuçlanabilir. Zaten böyle bir şey olduğunda gazetelerde haber olarak duyurulur.’’ Köpek insanı ısırırsa haber değeri olmaz ama insan köpeği ısırırsa haber değeri taşır’’ diye klasik bir gazetecilik esprisi vardır. İşte aynı bu esprideki gibi aldatma durumunda cinayet işlenirse haber değeri taşıyor. Çünkü seyrek rastlanan bir durumdur. Yani çoğunlukla aldatmalar sonucunda pek önemli bir şey olmuyor varsayımı bence doğrudur.

Boşanma da çok kalkışılan bir çözüm değildir. Genellikle aldattı diye eşimizi boşamayız. Ama o kişiye bağlılığımız, arzumuz, sevgimiz, isteğimiz bittiyse o kişi artık bizim için değer taşımıyorsa boşarız. Ancak bazen de kalben boşanmadan dolduruşa gelip de resmen boşananlar vardır. Aldatma olayını aileler duyduysa ve herkes burnunu soktuysa kişiyi dolduruşa getirip o ahlaksız adamdan/kadından boşanmaya teşvik edilir. Kalben boşanmadan resmen boşananlar genellikle daha sonra beraberliğe devam ederler.

Aldatma davranışının bazı beraberliklerde olumlu etkisi de olabiliyor.  Örneğin aldatan erkek suçluluk duyguları içinde ise karısına karşı daha hoşgörülü ve verici olabiliyor. Aldatan kadınlarda da benzer davranışları görebiliyoruz. Bir erkek karısının bir sene önce başka bir adamla ilişkisinin olduğunu tesadüfen öğreniyor. Herşey çok aşikar olduğu halde inanamıyor. Çünkü o tarihlerde aralarındaki ilişki çok iyiymiş. Son derece mükemmel bir cinsel yaşamları varmış. Yani genellikle aldatan kişiler vicdan azabından dolayı veya farkedilmesin diye eşine karşı çok güzel davranır. Aldatan kişi fahişe ruhlu ise kolay kolay açık vermez. Aldatan erkeklerin açık vermesini daha çok görebiliyoruz. Birden bire diyete, spora başlar. Giyim kuşamı değişir. Tuvalete bile telefonu taşır.  Şifresini çok iyi saklar. Kadınların çoğunluğu erkekleri kısa sürede yakalar.  Bir çok zaman da bazı erkekler sanki yakalanmak istiyor gibi açık verirler. Adeta karısına kendisinin de talep gören bir erkek olduğunu göstermeye çalışır. Şu yazıyı bir gazetede görmüştüm; ‘’hiçbir kadın kocanızı sizin elinizden alamaz ama kocanızı bıraktığınız yerden başka birisi alır götürür.’’ Tabii ki evliliklerde en büyük günah ilgisizliktir. Eğer ilgi ve sevgi varsa herşey affedilir.

Adam geceyarısı aşırı sarhoş bir şekilde eve gelmişti. Ertesi sabah uyandığında kafası kazan gibiydi. Oğlu yanına gelip babasına takılıyor’’ baba yahu dün akşam amma sarhoştun’’. Baba tabii ki o kadar içtiği için pişman olmuş ve oğluna ‘’ of oğlum sorma hakikaten berbattım’’ diyor. Oğlu devam ediyor ‘’ iyi de baba salonun ortasına kusman ve sonra da düşerken perdeleri yırtman bayağı kötü oldu’’ . Adam pişman ama karısının çok öfkeli olabileceğini düşünüyor ve daha da pişman oluyor. Ama tam bu sırada yanı başında buz gibi su ve asprin görüyor. Belli ki birisi onun için bırakmış adam şaşırıyor ve bunları kimin bırakmış olduğunu soruyor. Oğlu da ‘’ haa annem bırakmış. Seni dün gece yatağa yatırmaya çalışırken sen de yapmayın hanfendi ben karımı çok seviyorum ve onu asla aldatamam .’’ diyordun.

Bu fıkra son derece gerçeklere uygundur. Ama aldatan kişinin eşine karşı sevgisi,ilgisi bittiyse yani kalben biten ama resmen devam eden bir evlilik varsa aldatma olayı herşeyin sonu olabilir. Aldatma sonu getirmez ama son geldiyse bahanesi olabilir.  Evli erkeklerin karısından özür dilemesi ve sevgisini söylemesi ilk adımdır. Tabii ki daha sonra da pırlanta ,yüzükvb gelmelidir. Kadın da bu durumda çocuklarını perişan etmemek bahanesi ile kocasını  affeder. Ama daha sonra sık sık kocasının ahlaksızlığını suratına vurur. İntikam baldan tatlıdır. Bu durumda bazı kadınlar da ‘’ göze göz dişe diş ‘’ kuralını uygularlar. Yani kadın da kocasını aldatır. Ama bu aldatmanın kocası tarafından öğrenilmesi gereklidir ki intikam tam olsun. Eh bu riskli de olabilir.

Evli bir kadın aldattıysa eğer bilinçdışı olarak yakalanma arzusunda değilse yakalanması çok güçtür. Ama bir erkek karısının çapkınlığını öğrenirse ne yapar? Bence ilk önce başka insanların duyup duymadığına bakıyor. Eğer kimse duymadıysa büyük bir ihtimalle affediliyor. Görünürde çocuklarına üvey anne göstermemek gibi bir bahane ile evliliğe devam ediyor. Kadın yakalandığı için suçluluk duygusu ile kocasına karşı daha verici,daha uysal oluyor. Adeta evlilik daha keyifli ve güzel oluyor. Örneğin o güne kadar karısı ile anal ilişki kuramıyorken ilk fırsatta karısı ile anal seks yapıyor. Eh bu kadarcık intikam olsun artık. Bu konuda erkeklerin erkek erkeğe bir ortamda ‘’boşarım,asarım,keserim’’ beyanları çoğunlukla gerçekleşmez. Güya çocukların hatırına genellikle karısını affederler.
Son olarak kişisel düşüncem toplumumuzda bu aldatma olayı çok fazla abartılıyor.Bazen her insanın gözü başka birisine kayabiliyor. Başka bir insanı beğenebiliyoruz. Bazen de sadece beğenmekle kalınmıyor yani başka şeyler de olabiliyor. Bence bu çok da önemli değildir. Önemli olan benim karımla/kocamla ilişkim nasıl? Yani kadınla erkeğin arası eğer iyi ise üçüncü kişiler sadece kısa süreli bir renk katar. Aldatmak sevmediğinin kanıtı değildir. Aldatılan eşlerin en çok kullandığı sözcükler ‘’ben bunu haketmemiştim,bana bunu nasıl yapar’’oluyor. Ortaya çıkan öfke varsayımın yanlışlığındandır. Aldatan kişi bunu eşi hakettiği için değil kendi içsel-ruhsal nedenlerinden dolayı yapıyor. Dolayısıyla öfkelenmeye veya abartmaya gerek yoktur.

Başağrısı nedeniyle adamın gitmediği doktor kalmamış ama yine de iyileşmemiş. Psikiyatriste git hipnoz ile iyileştirir demişler. Adam da psikiyatriste gidip sormuş. Psikiyatrist de adama ‘’ aynada kendine bakacaksın kafanı ellerinin arasına alıp benim başım ağrımıyor diyeceksin’’ demiş. Fıkra bu ya adamın başağrısı da geçmiş. Akşam eve gelince hemen yatak odasına gitmiş ve karısını yatağa çağırmış. Kadın da gelmiş ve beraber olmuşlar. Adam yataktan efe efe çıkmış ve yataktaki kadına ‘’ yataktan çıkma bir defa daha yapıcam ‘’demiş. Banyoya gitmiş 5 dak. Sonra penisi sertleşmiş olarak gelmiş ve bir defa daha karısı ile beraber olmuş. Sonra yine aynı efe tavır ile adam banyoya giderken karısına yataktan çıkmama talimatı vermiş. Tabii ki kadın çok şaşırmış. Banyonun kapısını aralayıp içeri bakmış. Adam aynanın karşısında durmuş elleri ile başını tutuyor ve kendi kendine ‘’bu içerideki kadın benim karı değil’’diyormuş.

меня зовут эрл